<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
<channel>
<title><![CDATA[Web Turkiye Türkiyenin &nbsp; Paylaşim Portali]]></title>
<link>https://www.webturkiye.com.tr/forum</link>
<atom:link href="https://www.webturkiye.com.tr/forum/rss.php?f=124" rel="self" type="application/rss+xml" />
<description><![CDATA[Web Turkiye - Türkiyenin  Paylaşim Portali]]></description> 
<language>tr-TR</language>
<copyright>phpKF © 2007-2017</copyright>
<managingEditor>phpkf@phpkf.com (phpKF)</managingEditor>
<webMaster>mail@yavuzgunay.com (Web Turkiye Türkiyenin  Paylaşim Portali)</webMaster>
<category><![CDATA[Web Turkiye - Türkiyenin  Paylaşim Portali]]></category>
<lastBuildDate>Sun, 24 May 2026 23:40:05 +0300</lastBuildDate>
<generator>phpKF - php Kolay Forum</generator>
<ttl>60</ttl>

<image>
<title><![CDATA[Web Turkiye Türkiyenin &nbsp; Paylaşim Portali]]></title>
<link>https://www.webturkiye.com.tr/forum</link>
<url>https://www.webturkiye.com.tr/forum/temalar/varsayilan/resimler/phpkf-b.png</url>
<width>100</width>
<height>32</height>
</image>

<item>
<pubDate>Wed, 05 Feb 2014 03:39:11 +0300</pubDate>
<author><![CDATA[a@b.com (HitMale)]]></author>
<category><![CDATA[Neden Müslüman Olmalıyım ? Neden İman Etmeliyim ?]]></category>
<title><![CDATA[Dini Yalanlayanlar &nbsp; 3]]></title>
<description><![CDATA[<b><u>Yazan:</u></b>&nbsp; <a href="https://www.webturkiye.com.tr/forum/uye-HitMale.html">HitMale</a><br /><br />DİNİ YALANLAYANLAR 3<br /><br />Bundan önceki yazımızda bir iki noktalama işâreti ve cümle düşüklüğü hatâsı yapmış olduğumuzu tespit ettik. Önce onları tashih edelim.<br /><br />Sekizinci paragraf içinde geçen cümle şöyle olması gerekiyordu:<br /><br />Bu böyle olunca, fitne, bozgunculuk bir insanın değil, belki binlerce, milyonlarca insanın birbirlerini haksız yere öldürmelerine sebebiyet verecektir.<br /><br />Sondan üçüncü paragraf ise;<br /><br />[Qâle innemâ ütiytühü alâ ılmin ındî] = (Siz ne diyor, ne saçmalıyorsunuz? Sizin ağzınızdan çıkanı kulaklarınız duyuyor mu? Neden malımı servetimi Allâh (c.c) yolunda fakir fukaraya infak edecekmişim!) Muhakkak ki, o servet bana, benim ilmim sâyesinde verildi. (Bu yüzden mal da, servet de benim kendi mülkümdür, onu istediğim şekilde ve yerlerde kullanır harcarım, bundan size ne?) diye cevap verdi &nbsp; Onun bu cevâbına Yüce Rabbimiz onun şahsında Kârûn gibi yaşayan günümüz insanlarını da &nbsp; muhatap alarak şu uyarıda bulunmuştur: şeklinde olacaktı.<br /><br />Ayrıca ikinci ve üçüncü paragraftaki cümleler de:<br /><br />Şimdi o âyet-i keriymenin meâlini tekrar vererek bu yazımızı da başlatmış olalım inşe-Allâh.<br /><br />Kârûn Mûsâ (a.s)ın kavminden idi. Onlara (yâni milletine) karşı azgınlık etmişti. Şeklinde olması gerekiyordu.<br /><br />Bu şekilde düzeltilmesini okuyucularımızdan istirham ediyor, Rabbimizin affını umuyoruz.<br /><br />Yüce Rabbimiz dinimizin infak konusundaki emir ve uyarılarını kulak ardı edip kendi istek ve arzuları doğrultusunda hareket eden ve bu suretle imânları ile amelleri örtüşmeyen mürâileri, dinini yalanlayan kimselerin sıfatları ile muttasıf olan ağniyâyı Kasas Sûresinin 78 numaralı âyet-i keriymesi ile uyarmış, âkıbetlerinin kötü olacağını haber vermiştir.<br /><br />Hz. Âdem (a.s)dan bu yana gelmiş-geçmiş ümmetler ve kavimler içinden Kârun gibi olan nice insanların helâke uğratıldıklarını, servetleri ve hazineleri ile birlikte hâk ile yeksan olduklarını bildirmiştir.<br /><br />Günümüz zenginlerine, patronlarına, ağalarına ve para babalarına seslenerek:<br /><br />Ey servet ve hazineler sâhibi kullarım! Kendinize gelin, aklınızı başınıza alın. Bitmez tükenmez mülk ve servet ancak Allâh (c.c)ın katındadır. Sizin elinizde bulundurduğunuz servetler, kendi vücutlarınız gibi sizlere muvakkat bir zaman içinde kullanmanız ve onlarla sınanmanız için verilmiştir size. Mülkün asıl sâhibi olan Rabbiniz onu size verme gücüne-kudretine ve yetkisine sâhip olduğu gibi, istediği zamanda geri alma kudretinin de sınırsız sâhibidir. Bu gerçeği unutmayın ve aklınızdan hiç çıkarmayın. O maldan ve servetten Allâh (c.c) rızası için Allâh (c.c) yolunda infak etmekten geri durmayın! Fakir fukarayı, yetimleri, öksüzleri ve kimsesiz biçâre insanları görüp gözetin. Borç altında inleyenlerin iniltilerine kulak verip duyun, onlarda alacağınız varsa ödeme imkânına sâhip oluncaya kadar mühlet tanıyın, sakın onları sık-boğaz edip canlarından bezdirmeyin. Sıkılan, darda kalan kardeşleriniz sizden borç istediği zaman da onlara yüzünüzü ekşitmeyin, var olduğu halde yok demeyin, bahâneler üretmeyin, varken yok deyip de kendinizi yokluğa mahkum etmeyin, lüks dâirelerde, yüksek apartmanlarda, villalarda, yazlık ve kışlık konforlu yapılarda, devre mülklerde keyif çatarken, son model araçlarla millete caka satarken, her gün bir değişik elbise ile giyinip kuşanırken kapınıza gelen din kardeşinize yok demeyin, gerçekten de bir gün o bitmez-tükenmez zannettiğiniz servet elinizden uçup gider de cimriliğinize pişman olursunuz. Artık son pişmanlığınız da hiç fayda vermez. İmkânınız olduğu halde gerçekten muhtaç durumdaki bir din kardeşinizi eli boş geri gönderirseniz, buna rağmen değişik maksatlarla seyahate çıkarsanız, umre vesaire gibi, tanınmış kişileri, yatırları falan ziyareti düşünürseniz, bunlardan elde edeceğiniz sevaplar sizi kardeşinizi mahrumiyeti ve ihtiyacı ile baş başa bırakmış olma vebâlinden asla kurtaramaz. Ey zenginlik verdiğim ğani kullarım! Âlemlere rahmet olarak gönderdiğim Rasûlüm Hz. Muhammed (s.a.v)in şu hadiys-i nebevîsine de sakın kulaklarınızı tıkamayın, gereğini yapmaktan gaflete düşmeyin:<br /><br /><font size="4">&#1608;&#1614;&#1610;&#1618;&#1604;&#1612; &#1604;&#1616;&#1604;&#1571;&#1614;&#1594;&#1618;&#1606;&#1616;&#1610;&#1614;&#1570;&#1569;&#1616;&#1605;&#1616;&#1606;&#1614; &#1575;&#1604;&#1618;&#1601;&#1615;&#1602;&#1614;&#1585;&#1614;&#1570;&#1569;&#1616;&#1610;&#1614;&#1608;&#1618;&#1605;&#1614; &#1575;&#1604;&#1618;&#1602;&#1616;&#1610;&#1614;&#1575;&#1605;&#1614;&#1577;&#1616; &#1604;&#1616;&#1571;&#1614;&#1606;&#1617;&#1614;&#1726;&#1615;&#1605;&#1618; &#1610;&#1614;&#1602;&#1615;&#1608;&#1604;&#1615;&#1608;&#1606;&#1614; &#1585;&#1614;&#1576;&#1617;&#1614;&#1606;&#1614;&#1575; &#1592;&#1614;&#1604;&#1614;&#1605;&#1615;&#1608;&#1606;&#1614;&#1575; &#1581;&#1615;&#1602;&#1615;&#1608;&#1602;&#1614;&#1606;&#1614;&#1575;&#1575;&#1604;&#1617;&#1614;&#1578;&#1616;&#1609; &#1601;&#1615;&#1585;&#1616;&#1590;&#1614;&#1578;&#1618; &#1604;&#1614;&#1606;&#1614;&#1575;&#1593;&#1614;&#1604;&#1614;&#1610;&#1618;&#1726;&#1616;&#1605;&#1618;&#1548;&#1601;&#1614;&#1610;&#1614;&#1602;&#1615;&#1608;&#1604;&#1615; &#1575;&#1604;&#1604;&#1617;&#1648;&#1607;&#1615; &#1578;&#1614;&#1593;&#1614;&#1575;&#1604;&#1648;&#1609; &#1608;&#1614;&#1593;&#1616;&#1586;&#1617;&#1614;&#1578;&#1616;&#1609; &#1608;&#1614;&#1580;&#1614;&#1604;&#1614;&#1575;&#1604;&#1616;&#1609; &#1614;&#1604;&#1571;&#1614;&#1583;&#1618;&#1606;&#1616;&#1610;&#1606;&#1614;&#1710;&#1615;&#1605;&#1618; &#1608;&#1614; &#1614;&#1604;&#1571;&#1615;&#1576;&#1614;&#1575;&#1593;&#1616;&#1583;&#1618;&#1606;&#1614;&#1726;&#1615;&#1605;&#1618;</font><br /><br />[Veylün lil-eğniyâi minel-fuqarâi yevmel-qıyâmeti liennehüm yeqûlüne Rabbenâ zalemûnâ huqûqanâ furidat lenâ aleyhim, fe yeqûlüllâhü Teâlâ ve ızzetî ve celâlî le edniyneküm ve le übâıdnehüm]<br /><br />= Kıyâmet Gününde fakirler sebebiyle zenginlerin vay hâllerine! Çünkü onlar (fakirler, miskinler, ihtiyaç sâhibi muhtaçlar Rabblerine nidâ edip şöyle) diyeceklerdir: Ey Rabbimiz! (Biz senin dünyada iken fazl u kereminle eğniyâdan eylediğin bu zengin kullarından şikâyetçiyiz.) Zirâ bu zenginler bize dünyâda gerçekten zulmettiler. Bize haksızlık ettiler, haklarımızı gasbettiler. Bizim için kendilerine farz kıldığın &nbsp; ve bizim almak hakkımız, onların da verme görevi olan zekâtı bize vermediler, cimrilik ettiler. Bunun üzerine Allâh (c.c) de: (Siz hiç üzülmeyin!) İzzet ve celâlim hakkı için (şimdi onlardan sizin hakkınızı alıp size vereceğim, siz de bundan memnun kalacaksınız. Zira) onları burada rahmetimden ve cennetimden uzaklaştıracak, hakkınıza tecâvüzleri sebebiyle cehenneme koyacağım, sizi de Rahmetime, mağfiretime ve cennetime yaklaştırıp, cennet nimetleri ile nimetlendireceğim diyecektir. -Evsat-<br /><br />Ey kullarım!<br /><br /><font size="4">&#1608;&#1614;&#1601;&#1616;&#1609; &#1575;&#1614;&#1605;&#1618;&#1608;&#1614;&#1575;&#1604;&#1616;&#1607;&#1616;&#1605;&#1618; &#1581;&#1614;&#1602;&#1617;&#1612; &#1605;&#1614;&#1593;&#1618;&#1604;&#1615;&#1608;&#1605;&#1612; &#1604;&#1616;&#1604;&#1587;&#1617;&#1614;&#1570;&#1574;&#1616;&#1604;&#1616; &#1608;&#1614;&#1575;&#1604;&#1618;&#1605;&#1614;&#1581;&#1618;&#1585;&#1615;&#1608;&#1605;&#1616;&#1645;</font><br /><br />[Ve fî emvâlihim haqqun malûmün lis-sâili vel-mahrûmi]<br /><br /><hr />]]></description>
<link>https://www.webturkiye.com.tr/forum/k3227-dini-yalanlayanlar-3.html</link>
<guid isPermaLink="false">https://www.webturkiye.com.tr/forum/k3227-dini-yalanlayanlar-3.html</guid>
</item>

<item>
<pubDate>Wed, 05 Feb 2014 03:34:30 +0300</pubDate>
<author><![CDATA[a@b.com (HitMale)]]></author>
<category><![CDATA[Neden Müslüman Olmalıyım ? Neden İman Etmeliyim ?]]></category>
<title><![CDATA[Dini Yalanlayanlar &nbsp; 2]]></title>
<description><![CDATA[<b><u>Yazan:</u></b>&nbsp; <a href="https://www.webturkiye.com.tr/forum/uye-HitMale.html">HitMale</a><br /><br />DİNİ YALANLAYANLAR &nbsp; 2<br /><br />Bundan önceki yazımızda Kârûn lânetullâhi aleyhin zenginliğinden, ilminden, zenginliği ve ilmiyle böbürlenmesinden, insanlara yaptığı zulümlerden, verdiği eziyetlerden söz etmiş ve Kasas Sûresinin 76 numaralı âyet-i keriymesini meallendirmeye çalışmıştık.<br /><br />Şimdi o âyet-i keriymenin meâlini tekrar vererek bu yazımızı da başlatmış olalım inşe-Allâh.<br /><br />Kârûn Mûsâ (a.s)ın kavminden idi. Onlara (yâni milletine) karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, (onun hazinelerinin) anahtarlarını güçlü-kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona demişti ki: Şımarma (böbürlenme ve kimseye büyüklük taslama)! Bilmiş ol ki Allâh (c.c) şımarıkları (malı, mülkü, ilmi ve makamı ile öğünen, böbürlenen mütekebbirleri asla) sevmez. -Kasas Sûresi: âyet.76-<br /><br />Kavminin aklı başında olan akıl ve ferâset sâhibi bazı bilge kişiler yukarıdaki nasihatlara pek aldırış etmeyen, dünyaya dalıp giden ve nefsine uşaklık etmekte ısrar eden Kârûna nasihatlerini sürdürdüler ve şöyle dediler:<br /><br /><font size="4">&#1608;&#1614;&#1575;&#1576;&#1618;&#1578;&#1614;&#1594;&#1616; &#1601;&#1616;&#1610;&#1605;&#1614;&#1570;&#1575;&#1648;&#1578;&#1648;&#1610;&#1603;&#1614; &#1575;&#1604;&#1604;&#1617;&#1648;&#1607;&#1615; &#1575;&#1604;&#1583;&#1617;&#1614;&#1575;&#1585;&#1614;&#1575;&#1618;&#1604;&#1571;&#1648;&#1582;&#1616;&#1585;&#1614;&#1577;&#1614;&#1548;&#1608;&#1614;&#1604;&#1614;&#1575;&#1578;&#1614;&#1606;&#1618;&#1587;&#1614; &#1606;&#1614;&#1589;&#1616;&#1610;&#1576;&#1614;&#1603;&#1614; &#1605;&#1616;&#1606;&#1614; &#1575;&#1604;&#1583;&#1617;&#1615;&#1606;&#1618;&#1610;&#1614;&#1575;&#1548;&#1608;&#1614;&#1575;&#1614;&#1581;&#1618;&#1587;&#1616;&#1606;&#1618; &#1711;&#1605;&#1614;&#1570;&#1575;&#1614;&#1581;&#1618;&#1587;&#1614;&#1606;&#1614; &#1575;&#1604;&#1604;&#1617;&#1648;&#1607;&#1615; &#1575;&#1616;&#1604;&#1614;&#1610;&#1618;&#1603;&#1614;&#1548;&#1608;&#1614;&#1604;&#1614;&#1575;&#1578;&#1614;&#1576;&#1618;&#1594;&#1616; &#1575;&#1604;&#1618;&#1601;&#1614;&#1587;&#1614;&#1575;&#1583;&#1614;&#1601;&#1616;&#1609; &#1575;&#1618;&#1604;&#1571;&#1614;&#1585;&#1618;&#1590;&#1616;&#1548;&#1575;&#1616;&#1606;&#1617;&#1614; &#1575;&#1604;&#1604;&#1617;&#1648;&#1607;&#1614; &#1604;&#1614;&#1575;&#1610;&#1615;&#1581;&#1616;&#1576;&#1617;&#1615; &#1575;&#1604;&#1618;&#1605;&#1615;&#1601;&#1618;&#1587;&#1616;&#1583;&#1616;&#1610;&#1606;&#1614;&#1645;</font><br /><br />[Vebteğı fiymâ êtâkellâhüd-dârel-êhırate, ve lâ tense nasıybeke mined-dünyâ, ve ahsin kemâ ahsenellâhü ileyke, ve lâ tebğıl-fesâde fil-ardı, innallâhe lâ yühıbbül-müfsidiyne.]<br /><br />(Ey Kârun! Allâh (c.c)ün sana vermiş olduğu bu zenginliğin sarhoşluğuyla tamamen dünyaya bel bağlayıp da âhireti yalanlamaya kalkma! İnsanlara hor bakma ve kimseye ilâhlık taslama! Aklını başına topla ve) Allâh (c.c)'ün sana vermiş olduğu bu servetle (ondan gerektiği kadarıyla Allâh (c.c) yolunda harcayarak) âhiret yurdunu gözet. Ama dünyâdan da nasibini unutma! (O servetten ihtiyacın kadarını, çoluk-çocuğunu geçindirecek miktârını alıkoy). Allâh (c.c)'ün sana ihsan ettiği gibi sen de (muhtaçlara, fakir ve fukaraya, yolda kalmışlara, yakın-uzak komşularına, hayır kurumlarına Allâh (c.c) rızâsı için) ihsanda bulun. Sakın yeryüzünde (malına-mülküne, servetine, parana-puluna, ordularına ve hizmetinde bulunan yalakalara, zulmüne çanak tutan yaltaklara ve yaltakçılara, çanakçılara güvenip de, benim sırtım yere gelmez, kimse benimle baş edemez gibi şeytanca kuruntulara kapılarak) fesat çıkarmayı, (bozgunculuk yapmayı, insanları birbirlerine katmayı, milletin arasında husumet oluşturmayı) arzulama. Çünkü Allâh (c.c) bozgunculuk yapanları, (toplum içinde kargaşa çıkaran fâsit insanları asla) sevmez (ve onlardan hoşlanmaz.) -Kasas Sûresi: âyet. 77-<br /><br />Çünkü fitne adam öldürmekten çok daha tehlikeli sonuçlar doğurur.<br /><br />Cinâyet işleyen kimse bir veya birkaç kişi öldürür, onlara ve yakınlarına zarar verir ama bozgunculuk yapan, fitne çıkaran kimseler bütün cemiyetin ve bir milletin birbirine düşmesine, birbirleriyle savaşmalarına, birbirlerini öldürmelerine sebebiyet verir. Bu bakımdan fitne cinâyet işlemekten çok daha vahim sonuçlar doğurur. Dinimizde haksız yere adam öldürmek, cana kıymak da yasaklanmış ve haram kılınmıştır. Hatta dinimiz bir cana kıymayı bütün insanlığı öldürmek kadar büyük bir günah saymış, bir canı kurtarmayı da bütün insanları yaşama döndürmüş gibi, büyük bir sevap saymıştır. Bu böyle olunca, fitne, bozgunculuk bir insanın değil, belki binlerce, milyonlarca insanın birbirlerini haksız yere öldürmelerine sebebiyet verecektir. Yâni o zaman binlerce, milyonlarca defa bütün insanlığın öldürülmesine sebebiyet verilmiş olunacaktır fitne çıkarmak yüzünden.<br /><br />Bu bakımdan Yüce Rabbimiz:<br /><br /><font size="4">&#1632;&#1632;&#1632;&#1608;&#1614;&#1575;&#1604;&#1618;&#1601;&#1616;&#1578;&#1618;&#1606;&#1614;&#1577;&#1615;&#1571;&#1614;&#1710;&#1618;&#1576;&#1614;&#1585;&#1615;&#1605;&#1616;&#1606;&#1614; &#1575;&#1604;&#1618;&#1602;&#1614;&#1578;&#1618;&#1604;&#1616;&#1632;&#1632;&#1632;&#1645;</font><br /><br />[vel-fitnetü ekberu minel-qatli] = Fitne çıkarmak (bozgunculuk yapmak) cinâyet işlemekten daha büyük bir günahtır. -Bakara Sûresi: âyet. 217- &nbsp; zirâ:<br /><br /><font size="4">&#1608;&#1614;&#1575;&#1578;&#1617;&#1614;&#1602;&#1615;&#1608;&#1575;&#1601;&#1616;&#1578;&#1618;&#1606;&#1614;&#1577;&#1611;&#1604;&#1614;&#1575;&#1578;&#1615;&#1589;&#1616;&#1610;&#1576;&#1614;&#1606;&#1617;&#1614; &#1575;&#1604;&#1617;&#1614;&#1584;&#1616;&#1610;&#1606;&#1614; &#1592;&#1614;&#1604;&#1614;&#1605;&#1615;&#1608;&#1575;&#1605;&#1616;&#1606;&#1618;&#1710;&#1615;&#1605;&#1618; &#1582;&#1614;&#1570;&#1589;&#1617;&#1614;&#1577;&#1611;&#1632;&#1632;&#1632;&#1645;</font><br /><br />[Vetteqû fitneten lâ tüsıybennelleziyne zalemû minküm hâssaten] = Fitneden (fitne çıkarmaktan, fitnecilik yapmaktan, bozgunculuktan şiddetle) sakının! Zira o fitne içinizden sâdece zâlimlik yapan zâlim kimselere erişmiş olmakla kalmaz, bütün toplumu ve tüm milleti ihâta eder, bütün bir cemiyeti kapsar -Enfâl Sûresi: âyet. 25- &nbsp; işte bu sebepledir ki;<br /><br /><font size="4">&#1608;&#1614;&#1602;&#1614;&#1575;&#1578;&#1616;&#1604;&#1615;&#1608;&#1726;&#1615;&#1605;&#1618; &#1581;&#1614;&#1578;&#1617;&#1648;&#1609; &#1604;&#1614;&#1575;&#1578;&#1614;&#1710;&#1615;&#1608;&#1606;&#1614; &#1601;&#1616;&#1578;&#1618;&#1606;&#1614;&#1577;&#1612; &#1608;&#1614;&#1610;&#1614;&#1710;&#1615;&#1608;&#1606;&#1614; &#1575;&#1604;&#1583;&#1617;&#1616;&#1610;&#1606;&#1615; &#1710;&#1615;&#1604;&#1617;&#1615;&#1607;&#1615; &#1604;&#1616;&#1604;&#1617;&#1648;&#1607;&#1616;&#1548;&#1601;&#1614;&#1573;&#1616;&#1606;&#1616; &#1575;&#1606;&#1618;&#1578;&#1614;&#1726;&#1614;&#1608;&#1618;&#1575; &#1601;&#1614;&#1573;&#1616;&#1606;&#1617;&#1614; &#1575;&#1604;&#1604;&#1617;&#1648;&#1607;&#1614; &#1576;&#1616;&#1605;&#1614;&#1575;&#1610;&#1614;&#1593;&#1618;&#1605;&#1614;&#1604;&#1615;&#1608;&#1606;&#1614; &#1576;&#1614;&#1589;&#1616;&#1585;&#1612; &#1645;</font><br /><br />[Ve qâtilûhüm hattâ lâ tekûne fitnetün ve yekûned-diynü küllühü lillâhi, fe inintehev fe innallâhe mevlâküm, nimel-mevlâ ve nimen-nasıyru.]<br /><br />= (Yeryüzünde, yaşadığınız bölgelerde ve çevrelerinde) fitne tamamen yok oluncaya ve din tamamen Allâh (c.c)ün oluncaya kadar (Din ve dinin ahkâmı hayatın bütün safahatında geçerli oluncaya dek) onlarla (yâni dini, yalanlayanlar ve küfre dalanlarla, fitne ve bozgunculuk yapanlarla, şeriata ve şeri hükümlere karşı çıkanlarla, insanların arasını açmaya çalışanlarla meşru zeminlerde ve Allâh (c.c)ün ortaya koyduğu ilâhî yasalar çerçevesinde) savaşın (ve müsbet olarak sonuç alıncaya kadar mücâdele edin). Eğer (fitnecilik yapmaktan, bozgunculuk çıkarmaktan, dini yalanlamaktan, münâfıklık ve inkârcılık yapmaktan) vazgeçerlerse, (artık onlarla savaşmayı bırakın. Sulh ve sükûn içinde beraberce yaşayın). Şüphesiz ki Allâh (c.c) onların (gizli veya âşikâr olarak bütün) yaptıklarını hakkıyla ve kemâliyle görür. &nbsp; -Enfâl Sûresi: âyet. 39- buyurmuştur.<br /><br />Kasas Sûresinin 77 numaralı âyetinin muhatabı ilk bakışta Kârun lânetullâhi aleyh görünse de, verilen hüküm ve mesaj tüm insanlık âlemine şâmildir. Herkesi kapsamı altına almaktadır. Sana da bana da, zengine de fakire de hitap etmektedir.<br /><br />Dini yalanlayan yalancıların vasıflarından bir diğeri de demek ki, yeryüzünde, insanlar arasında bozgunculuk yapıp fitne ve fesat çıkarmaktır.<br /><br />Hakiki mânâda imân etmiş olan hiçbir Mümin ve Müslümân fesatlık yapmaz, bozgunculuğa meydan vermez.<br /><br />Din kardeşlerini de kendi halleriyle baş başa bırakmaz, Adam sen de gibi saçma düşüncelerle onlardan ilgi ve alâkasını kesmez, kesemez.<br /><br />Rasûlüllâh (s.a.v) Efendimizin:<br /><br />Bir kimseye bir muhitte bakımsızlıktan, alâkasızlıktan dolayı zaâfiyet gelirse ve o sebeple ölürse, o muhitte oturup ikâmet eden bütün Mümin ve Müslümânlar, o kimsenin kâtilidir." &nbsp; meâlindeki hadiys-i nebevisini de asla akıllarından çıkarmazlar. <br /><br />Bu hadiys-i nebevî Müslümânın Müslümân kardeşinin dertleri ile hem dert olmasının, din kardeşiyle ilgilenmesinin üzerine farz-ı kifâye olduğunu göstermektedir.<br /><br />Allâh (c.c)ın ilâhi katından zengin kıldığı Müslümânlardan hiç biri din kardeşinin açlığını, yoksulluk ve fakr u zarûretini bildikleri halde ilgilenmezler, yedirip içirmezlerse, hepsi de sorumlu olurlar ve vebâlde kalırlar. İçlerinden bazılarının ilgilenmesi ve ihtiyacını gidermesi, diğerlerini de kısmen sorumluluktan kurtarırsa da yine de Allâh Teâlâ Yevm-i Kıyâmette onları sorguya tâbi tutacaktır. Allâh (c.c)ün kendilerine ihsan ettiklerinden Allâh (c.c) yolunda infak etmemek suçtur ve günahtır. Bir nevi hırsızlıktır. Fakirin hakkını gasbetmektir. İşte bu yüzden o zenginlerin her biri hesâba çekileceklerdir ve dini yalanlayanlar safında yargılanacaklardır.<br /><br />Sâdece açlık ve susuzluk konularında yardımla mükellef değiliz, onların hastalıkları ile alâkadar olmak, tedâvi olma imkânı olmayanlara bu imkânı da sağlamak zengin Müslümânların vazifesidir. Müslümânlar bu şuura sâhip olmadıkları sürece İslâm toplumları sıkıntılardan kurtulamazlar. Kurtulamadıklarını da görüyoruz işte. Hâlimiz ve pürmelâlimiz ortada.<br /><br />Yukarıdaki Hadiys-i Nebevîyi bendenize hatırlatan değerli kardeşim Ecz. Hüsnü Akıncı Bey kardeşim haklı olarak şu açıklamayı da yapmış:<br /><br /> Açlıkta, muttali olmak şartı vardır. Fakat hastalıkta, bilmek şartı yoktur. Yani; arayıp, bulmak vazifesi vardır.<br /><br /> &nbsp;  Şimdi; sağlık ve tedavi hizmetlerini en büyük ticari faaliyet alanı haline getiren; çok uluslu ilâç, medikal malzeme ve hastane kartellerine halkı soyduran veya çaresizliğe iten ve iman iddialarını her zeminde tekrarlayan idarecilerin halleri, acaba, AHİRET ÂLEMİ'NDE nice olacaktır? Bunun hesabını nasıl vereceklerdir? demiş.<br /><br /> &nbsp;  &nbsp;  &nbsp;  &nbsp;  &nbsp;  &nbsp; Buna katılmamak ne mümkün? Elbette öyledir.<br /><br />Günümüzde insanların hastalıkları üzerinden ticâret yapanların pek çoğu parası olmayan fakir Müslümanların yüzüne bile bakmıyorlar. Zaman zaman hastanelerde rehin bile tutuluyorlar. Her ne kadar hükümet başkanı Bundan böyle kimse hastanelerden parası yoktur diye geri çevrilmeyecek diye nutuklar atsa da, bazı özel hastanelerde bunlar oluyor ne yazık ki. Devlet hastanelerinde de olmuyor değil<br /><br />Hani günümüzde bazı kimseler vardır, kendilerine nasihat edilip öğüt verildiğinde, verilen nasihatten hoşlanmazlar ve: Öğütlerini kendine sakla, benim nasihate ihtiyacım yok, ben işimi bilirim diyerek öğüt tutmayanlar vardır ya. İşte bu öğüt almayan, nasihat dinlemeyen insanlar, insanlık tarihi boyunca var olagelmişlerdir. Bunlardan biri de Kârûn lânetullâhi aleyhdir. Kavminin bilge kişileri tarafından kendisine verilen öğütleri kabül edip değerlendirmesi gerektiği halde tam bir muannitlik ve enâniyete bürünerek:<br /><br /><font size="4">&#1602;&#1614;&#1575;&#1604;&#1614; &#1575;&#1616;&#1606;&#1617;&#1614;&#1605;&#1614;&#1570;&#1575;&#1615;&#1608;&#1578;&#1616;&#1610;&#1578;&#1615;&#1607;&#1615; &#1593;&#1614;&#1604;&#1648;&#1609; &#1593;&#1616;&#1604;&#1618;&#1605;&#1613; &#1593;&#1616;&#1606;&#1618;&#1583;&#1616;&#1609;&#1632;&#1632;&#1632;</font><br /><br />[Qâle innemâ ütiytühü alâ ılmin ındî] = (Siz ne diyor, ne saçmalıyorsunuz? Sizin ağzınızdan çıkanı kulaklarınız duyuyor mu? Neden malımı servetimi Allâh (c.c) yolunda fakir fukaraya infak edecekmişim!) Muhakkak ki, o servet bana, benim ilmim sâyesinde verildi. (Bu yüzden mal da, servet de benim kendi mülkümdür, onu istediğim şekilde ve yerlerde kullanır harcarım, bundan size ne?) diye cevap verdi &nbsp; Onun bu cevâbına Yüce Rabbimiz &nbsp; onun şahsında Kârûn gibi yaşayan günümüz insanlarını da &nbsp; muhatap alarak şu uyarıda bulunmuştur:<br /><br /><font size="4">&#1632;&#1632;&#1632;&#1575;&#1614;&#1608;&#1614;&#1604;&#1614;&#1605;&#1618; &#1610;&#1614;&#1593;&#1618;&#1604;&#1614;&#1605;&#1618; &#1571;&#1614;&#1606;&#1617;&#1614; &#1575;&#1604;&#1604;&#1617;&#1648;&#1607;&#1614; &#1602;&#1614;&#1583;&#1618; &#1571;&#1614;&#1726;&#1618;&#1604;&#1614;&#1603;&#1614; &#1605;&#1616;&#1606;&#1618; &#1602;&#1614;&#1576;&#1618;&#1604;&#1616;&#1607;&#1616; &#1605;&#1616;&#1606;&#1614; &#1575;&#1604;&#1618;&#1602;&#1615;&#1585;&#1615;&#1608;&#1606;&#1616; &#1605;&#1614;&#1606;&#1618; &#1726;&#1615;&#1608;&#1614; &#1571;&#1614;&#1588;&#1614;&#1583;&#1617;&#1615; &#1605;&#1616;&#1606;&#1618;&#1607;&#1615; &#1602;&#1615;&#1608;&#1617;&#1614;&#1577;&#1611; &#1608;&#1614;&#1575;&#1614;&#1710;&#1618;&#1579;&#1614;&#1585;&#1615; &#1580;&#1614;&#1605;&#1618;&#1593;&#1611;&#1575;&#1548;&#1608;&#1614;&#1604;&#1614;&#1575;&#1610;&#1615;&#1587;&#1618;&#1571;&#1614;&#1604;&#1615; &#1593;&#1614;&#1606;&#1618; &#1584;&#1615;&#1606;&#1615;&#1608;&#1576;&#1616;&#1607;&#1616;&#1605;&#1615; &#1575;&#1604;&#1618;&#1605;&#1615;&#1580;&#1618;&#1585;&#1616;&#1605;&#1615;&#1608;&#1606;&#1614;&#1645;</font><br /><br />[evelem yalem ennallâhe qad ehleke min qablihi minel-qurûni men hüve eşeddü minhü quvveten ve ekseru cemân, ve lâ yüselü ân zünûbihimül-mücrimûne.]<br /><br />= (Servet içinde yüzen, o servetle ve ilmiyle övünüp böbürlenen o Kârun) bilmiyor muydu ki, Allâh (c.c) onun kendisinden önce gelmiş-geçmiş nesillerden, ondan çok daha güçlü (kuvvetli) ve daha çok taraftarı (çanakçıları, zulüm ortakları) olan nice nice kimseleri helâk etmişti. (Onları malları-mülkleri ile birlikte yerin dibine geçirmişti). Günahkârlardan (mücrimlerden) günâhları (ve işlemiş oldukları cürüm ve masiyetleri) sorulmaz. (Siz bunları, şunları yaptınız mı? Yapmadınız mı? denilmez. Çünkü Allâh (c.c) onların bütün yaptıklarından haberdardır, Allâh (c.c) onların bütün efâlini hakkıyla ve kâmilen bilir.) <br /> -Kasas Sûresi: âyet. 78-<br /><br /> <br /><br />Mehmet SARIKAYA<br /><br /><hr />]]></description>
<link>https://www.webturkiye.com.tr/forum/k3226-dini-yalanlayanlar-2.html</link>
<guid isPermaLink="false">https://www.webturkiye.com.tr/forum/k3226-dini-yalanlayanlar-2.html</guid>
</item>

<item>
<pubDate>Wed, 05 Feb 2014 03:28:37 +0300</pubDate>
<author><![CDATA[a@b.com (HitMale)]]></author>
<category><![CDATA[Neden Müslüman Olmalıyım ? Neden İman Etmeliyim ?]]></category>
<title><![CDATA[Dini Yalanlayanların Özellikleri 2]]></title>
<description><![CDATA[<b><u>Yazan:</u></b>&nbsp; <a href="https://www.webturkiye.com.tr/forum/uye-HitMale.html">HitMale</a><br /><br />DİNİ YALANLAYANLAR -III-<br /><br /> Dini yalanlayanlar, yukarıda saydığımız vasıflarının yanında ayrıca son derece bencil ve egoist bir tutum içinde olurlar.<br /><br />Enâniyetleri onları şefkat ve merhamet duygularından da uzaklaştırır. Vicdanlarını köreltir. Acımak nedir bilmezler, insaftan zerrece eser yoktur kendilerinde.<br /><br />Birileri karşılarında acından ölse, ilgilenmezler, bir lokma ekmek, bir yudum su vermezler. Açlık ve susuzluktan can çekişenlerin bu acı durumları karşısında o vicdansızlar tüylerini dahi kıpırtatmazlar, oldukça hissiz ve duygusuz olurlar.<br /><br />Şâşaalı ve debdebeli hayat sürmek tek emelleridir onların.<br /><br />Herkese tepeden bakarlar, oldukça konforlu yaşamaya çalışırlar.<br /><br />Son model arabalarla gezerler, kuş tüyü yataklarda yatıp kalkmayı severler.<br /><br />Rahat ve zevkine düşkün insanlardır.<br /><br />Onların Peygamber (s.a.v) Efendimizin:<br /><br />Mişkâtül-Mesâbihde 4991 numaralı hadiys-i nebevisinde: Komşusu aç iken (onun açlığını bildiği halde buna duyarsız davranıp onların açlık ve susuzluklarını gidermeden ve vicdanı sızlamadan, tam bir rahatlık içinde, kendisi behâim gibi yiyip içerek, midesini tıka basa doldurup) tok olarak uyuyup geceyi öylece geçiren kimse (imânın halâvetine erememiş ve gerçek mânâda Allâh (c.c) ve Rasûlünün arzuladığı ve târif buyurduğu şekilde) imân etmemiştir. Nebevî fermanından da habersizdirler, ya da bilerek öyle davranmaktadırlar.<br /><br />Dini yalanlayanlar veya dine içten ve samimi inanmayan kimseler, kazançlarını da kolay yollardan elde eden, kazançlarında pek alın teri olmayan kimselerdir.<br /><br />İşte bu sebepledir ki, onlar serveti lâyık olduğu yerlere sarfetmeyip, gayr-i meşru yollarda ve yerlerde çar-çur ederler.<br /><br />Hasan-ı Basrî (r.a)ın Bir kimsenin malını nereden kazandığını öğrenmek istiyorsanız, onu nereye harcadığına bakınız sözü tam da dini yalanlayanların özelliklerinden bu vasfına cuk diye oturmaktadır.<br /><br />Evet gerçekten de öyledir. Kazanç meşru ve helâl yollardan kazanılmamışsa, hayrî hizmetlerde harcanamaz. Harcanmamaktadır.<br /><br />O bakımdan kazancın, servet ve sâmânın kazanıldığı yollar, zeminler de çok önemlidir.<br /><br />Hani halkımız arasında sık sık söylenen, esâsen kökü acemlere dayanan bir söz vardır:<br /><br />Haydan gelen Hoya gider.<br /><br />Ama ne var ki insanlarımız sözlerin analizini yapmaktan kaçındıkları, ya da üşendikleri veya umursamadıkları için pek çok deyimi asıl kavramının dışında ve tam tersine anladıkları gibi bu güzel deyimi de ne yazık ki tersinden ele alıp maksadının dışında bir mânâ ile anlamışlar ve yıllar yılı yanlış anladıkları mânâda kullanmışlardır.<br /><br />Hay ve Hoy kelimeleri İranlıların dili olan Farsça kelimelerdendir. Her ikisi de Allâh (c.c)  adına kullanılır. Yâni Allâh (c.c) anlamındadır.<br /><br />Durum böyle olunca bu deyimin asıl mânâsı Allâh (c.c)dan gelen Allâh (c.c)a gider demektir.<br /><br />Halkımız bu güzel deyimi, bedâvadan gelen, kelepir olan, alın teri olmayan kazanç boşa gider anlamında kullanmışlardır hep.<br /><br />Bu deyim bunu anlatmaz ama bedavadan, alın teri dökmeden, onun bunun sırtından, insanların haklarına tecâvüz edilerek elde edilen kelepir servet de, sahibine uhrevî hayatı için hiçbir fayda sağlamayacak lüzumsuz, gâyesiz ve hikmetsiz yerlerde tüketilir. Öyle de olmaktadır.<br /><br />Dini yalanlayanlar, hayatın sâdece dünyâ hayatından ibâret olduğunu zanneden, ya da öyle olmasını arzulayan, bu arzuyla da her gün ölenleri gördükleri halde ölümü aklına getirmeyen, getirmek istemeyen gâfillerdir.<br /><br />Aslında yukarıda dillendirmeye çalıştığımız Haydan gelen Hoya gider. Sözü Yüce Rabbimizin:<br /><br /><font size="4">&#1632;&#1632;&#1632;&#1575;&#1616;&#1606;&#1617;&#1614;&#1575;&#1604;&#1616;&#1604;&#1617;&#1648;&#1607;&#1616; &#1608;&#1614;&#1573;&#1616;&#1606;&#1617;&#1614;&#1570;&#1575;&#1616;&#1604;&#1614;&#1610;&#1618;&#1607;&#1616; &#1585;&#1614;&#1575;&#1580;&#1616;&#1593;&#1615;&#1608;&#1606;&#1614;&#1645;&#1587;&#1608;&#1585;&#1577;&#1575;&#1604;&#1576;&#1602;&#1585;&#1577;:&#1633;&#1637;&#1638;[İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûne]</font><br /><br />= Bizim varlığımız Allâh (c.c) içindir ve biz en nihayet Allâh (c.c)a dönücüleriz. (Yâni, biz Allâh (c.c)dan geldik yine Allâh (c.c)a döneceğiz, Allâh (c.c)a gideceğiz) &nbsp; -Baqara Sûresi: âyet. 156- âyet-i celiylesi ile tamı tamına örtüşmektedir.<br /><br />Dini yalanlayan servet yığıcılarının, servet avcılarının bu âyet-i keriymeden de sanki haberleri yoktur.<br /><br />Eğer bu âyetten haberdar olsalar veya bunun böyle olduğuna inansalar, ölümü de hiç akıllarından çıkarmayacaklar ve servet biriktirme hırsıyla sarhoş olmayacaklardır.<br /><br />Kıssadan hisse:<br /><br />Adamın adı Sinanmış.<br /><br />Sinan güzel isim tabii.<br /><br />Oğullarımıza, torunlarımıza bu adı verirsek güzel ve hoş olur.<br /><br />Dünyâya pek güzel, eşsiz eserler bırakan mimarımızın ismidir aynı zamanda.<br /><br />Allâh (c.c) bu güzel eserleri bizlere armağan edip öyle dâr-ı bekâya irtihal eden Mimar Sinanımıza rahmet edip mağfiret buyursun inşe-Allâh.<br /><br />İşte adı Sinan olan mezkûr zat, her gün ölenlerin tabutları önünden getirilip götürülürken sorarmış çevresindeki insanlara:<br /><br />Kim ölmüş, kimin cenazesi bu götürülen, tanıyor muyduk kendisini gibi sorular sorar, ölenin kimliğini öğrendikten sonra ya öyle mi? deyip boyun büker geçer gidermiş.<br /><br />Bir gün yine bir cenâze önünden götürülürken yanındakilere aynı şekilde kim bu ölen? Diye sormuş.<br /><br />Yanındakilerden:<br /><br />Falan kimsedir. Cevâbını alınca, beyninde bir zonklama belirmiş. Jeton düşmüş anlayacağınız. Gafletten uyanıp kendine gelivermiş. Bu uyanışın akabinde de dudaklarından:<br /><br />Her geçen gün tabutlar götürüldükçe,<br /><br />Soruyorum acep kim ölmüştür diye.<br /><br />Diyorlar ki: Falan ölmüş, filân ölmüş,<br /><br />Ey Sinan gafletten uyan, kendine gel!<br /><br />Bir gün de diyecekler ki Sinan ölmüş!<br /><br />Sinanın uyandığı gibi, gafletten ayıkdığı gibi uyanıp ayıkmadıkça dini yalanlayanlar da nefislerinin uşaklığını, şeytanın köleliğini yapmaya ve hâşâ- paranın-pulun, servetin-sâmânın, şânın-şöhretin kulu olmaya devam edeceklerdir.<br /><br />İnsanlık tarihinde dini yalanlayanlardan, servete, paraya-pula tapanlardan ve kendisini ilâh zannedenlerden, ölümü aklına getirmeyenlerden biri de Kârun lanetullâhi aleyhdir.<br /><br />Zenginlik, servet denilince akla ilk gelen kimse Karundur. O kadar zengin o kadar zengindir ki, onun o servetini, paralarını günümüz teknolojisiyle yapılmış hesap makineleri ve bilgisayarların hesaplayabilmesi mümkün değil.<br /><br />İşte Karun böyle bir servetin sahibi zannediyordu kendisini.<br /><br />Bu servet bitmez tükenmez diye inanıyordu.<br /><br />Hazinelerinin anahtarlarını ordularına taşıttırıyordu.<br /><br />İsterseniz, Karunun servetini ve Karunun âkıbetinin ne olduğunu Kurân-ı Keriyme müracaat ederek Yüce Rabbimizden dinleyip, okuyup öğrenelim.<br /><br />Yüce Allâh (c.c) Kurân-ı Aziymüş-Şânda:<br /><font size="4"><br />&#1575;&#1616;&#1606;&#1617;&#1614; &#1602;&#1614;&#1575;&#1585;&#1615;&#1608;&#1606;&#1614; &#1711;&#1575;&#1606;&#1614; &#1605;&#1616;&#1606;&#1618; &#1602;&#1614;&#1608;&#1618;&#1605;&#1616; &#1605;&#1615;&#1608;&#1587;&#1648;&#1609; &#1601;&#1614;&#1576;&#1614;&#1594;&#1648;&#1609; &#1593;&#1614;&#1604;&#1614;&#1610;&#1618;&#1607;&#1616;&#1605;&#1618; &#1608;&#1614;&#1575;&#1648;&#1578;&#1614;&#1610;&#1618;&#1606;&#1614;&#1575;&#1607;&#1615; &#1605;&#1616;&#1606;&#1614; &#1575;&#1604;&#1618;&#1710;&#1615;&#1606;&#1615;&#1608;&#1586;&#1616; &#1605;&#1614;&#1570;&#1575;&#1616;&#1606;&#1617;&#1614; &#1605;&#1614;&#1601;&#1614;&#1575;&#1578;&#1616;&#1581;&#1614;&#1607;&#1615; &#1604;&#1614;&#1578;&#1614;&#1606;&#1615;&#1608;&#1571;&#1615;&#1576;&#1616;&#1575;&#1604;&#1618;&#1593;&#1615;&#1589;&#1618;&#1576;&#1614;&#1577;&#1616; &#1575;&#1615;&#1608;&#1604;&#1616;&#1609; &#1575;&#1604;&#1618;&#1602;&#1615;&#1608;&#1617;&#1614;&#1577;&#1616; &nbsp; &#1573;&#1616;&#1584;&#1618; &#1602;&#1614;&#1575;&#1604;&#1614; &nbsp; &#1604;&#1614;&#1607;&#1615; &#1602;&#1614;&#1608;&#1618;&#1605;&#1615;&#1607;&#1615; &#1604;&#1614;&#1575;&#1578;&#1614;&#1601;&#1618;&#1585;&#1614;&#1581;&#1618;&#1548;&#1575;&#1616;&#1606;&#1617;&#1614; &#1575;&#1604;&#1604;&#1617;&#1648;&#1607;&#1614; &#1604;&#1614;&#1575;&#1610;&#1615;&#1581;&#1616;&#1576;&#1617;&#1615; &#1575;&#1604;&#1618;&#1601;&#1614;&#1585;&#1616;&#1581;&#1616;&#1610;&#1606;&#1614;&#1645;</font><br /><br />[İnne qârûne kâne min qavmi Mûsâ febeğâ aleyhim ve êteynâhü minel-künûzi mâ inne mefâtihahü letenüü bil-usbeti ülil-quvveti, iz qâle lehü qavmühü lâ tefrah, innallâhe lâ yuhibbül-ferihıyne]<br /><br />Muhakkak ki (Zenginliği dillere destan olan) Kârun, Mûsâ (a.s)ın kavminden idi. O onlara karşı (Mûsânın kavmine ve kendi milletine) azgınlık etmiş (her türlü zulmü yapmıştı). Biz ona öyle (bol ve yüklü) hazineler vermiştik. Şüphesiz o hazineler o kadar çoktu ki o hazinelerin anahtarlarını güçlü-kuvvetli bir topluluk (askerler ve ordular bile oldukça güçlükle ve) zorlukla taşıyabilirlerdi. Ona (Bu zenginlik ve ihtişamından dolayı azgınlık ve zulme dalmış olan Karuna) milleti(nin bazı akıllıları ve düşünürleri, akl-ı selim sâhibi olanları: Ey Kârun! Sana emâneten verilen bu hazinelere ve servete güvenerek azgınlık ve taşkınlık yapma), şımarma! Bilmiş ol ki, Allâh (c.c) şımarıkları asla sevmez demişlerdi. -Kasas Sûresi:âyet.76-<br /><br />Bazı kaynaklarda Karunun Mûsâ (a.s)ın yakın akrabalarından olduğu, hatta Mûsâ (a.s)ın tebliğ ettiği dine ve Mûsâ (a.s)ın risâletine inanıp kabül ettiği, tasdiklediği kaydedilmiştir.<br /><br />Ne var ki, kendisine verilen bu büyük servet ve hazineler onu şımartmış, azdırmış ve dini yalanlamaya sevketmiştir. Rabbimizin:<br /><br /><font size="4">&#1608;&#1614;&#1575;&#1593;&#1618;&#1604;&#1614;&#1605;&#1615;&#1608;&#1570;&#1575;&#1614;&#1606;&#1617;&#1614;&#1605;&#1614;&#1570;&#1575;&#1614;&#1605;&#1618;&#1608;&#1575;&#1614;&#1604;&#1615;&#1710;&#1615;&#1605;&#1618; &#1608;&#1614;&#1575;&#1614;&#1608;&#1618;&#1604;&#1614;&#1575;&#1583;&#1615;&#1710;&#1615;&#1605;&#1618; &#1601;&#1616;&#1578;&#1618;&#1606;&#1614;&#1577;&#1612;"&#1632;&#1632;&#1632; &nbsp; </font> &nbsp;  &nbsp; = [Velemû ennemâ emvâlüküm ve evlâdüküm fitnetün] &nbsp; <br /><br />= İyi bilin ki, şüphesiz (size verilen) mallarınız ve evlâdınız sizin için fitnedir, sınama ve imtihandır. -Enfâl Sûresi: âyet.28- âyet-i keriymesi ile duyurduğu imtihanı kaybetmiştir.<br /><br />Oysa o İsrâil oğulları içinde Tevrâtı en iyi okuyan ve iyi bilen biriydi. İlim sahibi idi aynı zamanda. Lâkin ilmi ile böbürlenmesi, serveti ile şımarması onu dalâlete düşürüp saptırmış dini yalanlayanların safına sokuvermişti. O serveti bitmez tükenmez bir servet olarak biliyor ve o serveti kendisinin elinden kimsenin alamayacağına kanaat ediyordu. Emrinde ve hizmetinde çalışan ordular, yalakalar, çanakçılar, kendisi gibi dini yalanlayanlar pek çoktu. Onlara da güveniyordu. Ben ne dersem o olur zannediyordu.<br /><br />Yanılıyordu ve yarın başına nelerin geleceğini, ne hale geleceğini bilmiyordu.<br /><br />Tam bir şaşaa içinde yaşamına devam ediyor, kendisinden yardım talebinde bulunanları elinin tersi ile geri çeviriyor, hatta yardım talebinde bulunanlarla alay ediyor, üstelik onlara zulüm ediyor eziyet veriyordu. Bazen eziyetle de kalmıyor, fakirleri ve miskinleri cellatlarına öldürtüyor, bundan da zevk alıyordu. Kendisini ilâh zannediyor, hiç ölmeyeceğine inanıyordu.<br /><br />Kurân-ı Keriymin ifadesiyle:<br /><font size="4"><br />&#1632;&#1632;&#1632;&#1575;&#1614;&#1606;&#1614;&#1575;&#1585;&#1614;&#1576;&#1617;&#1615;&#1710;&#1615;&#1605;&#1615; &#1575;&#1618;&#1604;&#1571;&#1614;&#1593;&#1618;&#1604;&#1648;&#1609; </font>= [Ene Rabbükümül-elâ]= Ben sizin en yüce Rabbinizim diyordu. -Nâziat Sûresi:âyet.24-<br /><br />Böyle diyor ve dini de Hz. Mûsâ (a.s)ı da yalanlıyordu, kendisini her şeye hakim biri olarak kabül ediyor, acziyetini bilemiyordu.<br /><br />Bundan sonra başına neler geldi, ne oldu, âkıbeti nasıl olmuştur? Bunu da bundan sonraki yazımızda anlatalım.<br /><br /><br /><br />Mehmet SARIKAYA<br /><br /><hr />]]></description>
<link>https://www.webturkiye.com.tr/forum/k3225-dini-yalanlayanlarin-ozellikleri-2.html</link>
<guid isPermaLink="false">https://www.webturkiye.com.tr/forum/k3225-dini-yalanlayanlarin-ozellikleri-2.html</guid>
</item>

<item>
<pubDate>Wed, 05 Feb 2014 03:14:02 +0300</pubDate>
<author><![CDATA[a@b.com (HitMale)]]></author>
<category><![CDATA[Neden Müslüman Olmalıyım ? Neden İman Etmeliyim ?]]></category>
<title><![CDATA[Dini Yalanlayanların Özellikleri]]></title>
<description><![CDATA[<b><u>Yazan:</u></b>&nbsp; <a href="https://www.webturkiye.com.tr/forum/uye-HitMale.html">HitMale</a><br /><br />Dini Yalanlayanların Özellikleri<br /><br /> <br /><br />Bu yazımıza bir önceki yazımızda sehven yapılan bir yanlışlığı tashih ederek başlayalım inşe-Allâh.<br /><br />Bakara sûresinden naklettiğimiz âyet-i keriymenin numarası 170 olarak verilmesi gerekirken 171 olarak verilmiştir.<br /><br />Bu hatamızdan dolayı Rabbimizden af ve mağfiret, okuyucularımızdan da özür diliyor bu şekilde düzeltmelerini rica ediyoruz.<br /><br />Yüce Rabbimiz Kurân-ı Keriymde Mâun Sûresinin âyetlerinde Dini Yalanlayanların evsâfını, özelliklerini, karakter ve seciyelerini bakınız nasıl açıklıyor:<br /><font size="4"><br />&#1576;&#1616;&#1587;&#1618;&#1605;&#1616; &#1575;&#1604;&#1604;&#1617;&#1648;&#1607; &#1575;&#1604;&#1585;&#1617;&#1614;&#1581;&#1618;&#1605;&#1648;&#1606;&#1616; &#1575;&#1604;&#1585;&#1617;&#1614;&#1581;&#1616;&#1610;&#1605;&#1616;<br /><br />&#1571;&#1614;&#1585;&#1614;&#1569;&#1614;&#1610;&#1618;&#1578;&#1614; &#1575;&#1604;&#1617;&#1614;&#1584;&#1616;&#1610; &#1610;&#1615;&#1710;&#1614;&#1584;&#1617;&#1616;&#1576;&#1615; &#1576;&#1616;&#1575;&#1604;&#1583;&#1617;&#1616;&#1610;&#1606;&#1616;&#1645;&#1601;&#1614;&#1584;&#1648;&#1604;&#1616;&#1603;&#1614; &#1575;&#1604;&#1617;&#1614;&#1584;&#1616;&#1609; &#1610;&#1614;&#1583;&#1615;&#1593;&#1617;&#1615; &#1575;&#1604;&#1618;&#1610;&#1614;&#1578;&#1616;&#1610;&#1605;&#1614;&#1645;&#1608;&#1614;&#1604;&#1614;&#1575;&#1610;&#1614;&#1581;&#1615;&#1590;&#1617;&#1615; &#1593;&#1614;&#1604;&#1648;&#1609; &#1591;&#1614;&#1593;&#1614;&#1575;&#1605;&#1616; &#1575;&#1604;&#1618;&#1605;&#1616;&#1587;&#1618;&#1710;&#1616;&#1610;&#1606;&#1616;&#1645;&#1601;&#1614;&#1608;&#1614;&#1610;&#1618;&#1604;&#1612; &#1604;&#1616;&#1604;&#1618;&#1605;&#1615;&#1589;&#1614;&#1604;&#1617;&#1616;&#1610;&#1606;&#1614;&#1645;&#1575;&#1614;&#1604;&#1617;&#1614;&#1584;&#1616;&#1610;&#1606;&#1614; &#1726;&#1615;&#1605;&#1618; &#1593;&#1614;&#1606;&#1618; &#1589;&#1614;&#1604;&#1614;&#1575;&#1578;&#1616;&#1607;&#1616;&#1605;&#1618; &#1587;&#1614;&#1575;&#1726;&#1615;&#1608;&#1606;&#1614;&#1645;<br /><br />&#1575;&#1614;&#1604;&#1617;&#1614;&#1584;&#1616;&#1610;&#1606;&#1614; &#1607;&#1615;&#1605;&#1618; &#1610;&#1615;&#1585;&#1614;&#1570;&#1572;&#1615;&#1606;&#1614;&#1645;&#1608;&#1614;&#1610;&#1614;&#1605;&#1618;&#1606;&#1614;&#1593;&#1615;&#1608;&#1606;&#1614; &#1575;&#1604;&#1618;&#1605;&#1614;&#1575;&#1593;&#1615;&#1608;&#1606;&#1614;&#1645;&#1587;&#1615;&#1585;&#1614;&#1577;&#1615;&#1575;&#1604;&#1618;&#1605;&#1614;&#1575;&#1593;&#1615;&#1608;&#1606;&#1616;:&#1639;&#1548;&#1638;&#1548;&#1637;&#1548;&#1636;&#1548;&#1635;&#1548;&#1634;&#1548;&#1633;</font><br /><br />[Bismillâhir-rahmânir-rahıym* Eraeytellezî yükezzibu bid-diyni* Fezâlikellezî yeduül-yetiyme* Velâ yehuddu alâ taâmil-miskiyni* Feveylün lil-musalliyne* Elleziynehüm an salâtihim sêhüne* Elleziynehüm yürâüne ve yemneûnl-mâûne*]<br /><br />(Ya Rasûlüm Muhammed (s.a.v)! Sen (senin şahsında tüm beşeriyet ve cinler âlemine vaz buyurduğum, senin de ilâve veya çıkarma yapmadan olduğu gibi, eksiksiz ve kusursuz olarak insanlara ve cinlere tebliğ ettiğin; <br /><font size="4"><br />&#1632;&#1632;&#1632;&#1575;&#1614;&#1604;&#1618;&#1610;&#1614;&#1608;&#1618;&#1605;&#1614; &#1575;&#1614;&#1710;&#1618;&#1605;&#1614;&#1604;&#1618;&#1578;&#1615; &#1604;&#1614;&#1710;&#1615;&#1605;&#1618; &#1583;&#1616;&#1610;&#1606;&#1615;&#1710;&#1615;&#1605;&#1618; &#1608;&#1614;&#1575;&#1614;&#1578;&#1618;&#1605;&#1614;&#1605;&#1618;&#1578;&#1615;<br /><br />&#1593;&#1614;&#1604;&#1614;&#1610;&#1618;&#1710;&#1615;&#1605;&#1618; &#1606;&#1616;&#1593;&#1618;&#1605;&#1614;&#1578;&#1616;&#1609; &#1608;&#1614;&#1585;&#1614;&#1590;&#1616;&#1610;&#1578;&#1615; &#1604;&#1614;&#1710;&#1615;&#1605;&#1615; &#1575;&#1604;&#1618;&#1575;&#1616;&#1587;&#1604;&#1614;&#1575;&#1605;&#1614; &#1583;&#1610;&#1606;&#1611;&#1575;&#1632;&#1632;&#1632; &nbsp; </font>=<br /><br />[El-yevme ekmeltü leküm diynüküm ve etmemtü aleyküm nimetî ve radıytü lekümül-İslâme diynen*]<br /><br />(Ey insanlar ve ey cinler topluluğu! Şunu artık katiyyetle bilin ve inanın ki,) bugün (size fazlım ve keremimle lutfedip, imân ve akidelerin gâyet bâriz bir şekilde açıklandığı, şerî hükümlerin, ilâhî yasaların eksiksiz bir şekilde muâmeleye konulacak halde tavzih buyurduğum) dininizi kemâle erdirdim. (Onda size lâzım olacak hiçbir şeyi eksik bırakmadım, bütün hükümlerimi açık açık ilân ettim). &nbsp; Üzerinizdeki nimetlerimi de tamamladım, Din olarak da İslâmı, İslâm Nizâmını size yaraşan ve yakışan bir Hayat Nizâmı olarak seçip beğendim Mâide Sûresi: âyet.3- âyetimizle insanlık için hayat nizamı olarak ilân ettiğim; &nbsp; &#1575;&#1616;&#1606;&#1617;&#1614; &#1575;&#1604;&#1583;&#1617;&#1616;&#1610;&#1606;&#1614; &#1593;&#1616;&#1606;&#1618;&#1583;&#1614; &#1575;&#1604;&#1604;&#1617;&#1648;&#1607;&#1616; <font size="4">&#1575;&#1604;&#1618;&#1573;&#1616;&#1587;&#1618;&#1604;&#1614;&#1605;&#1615;&#1632;&#1632;&#1632; &nbsp; </font>=[İnned-diyne ındallâhil-İslâm] &nbsp; <br /><br />Allâh katında tek geçerli hak din İslâmdır -Êl-i İmrân Sûresi: âyet.19- diye duyurduğum İslâm) Dini(ni) yalanlayan (yalanlayıcı) kimseyi gördün mü?<br /><br />(O yalanlayıcı kimse ki;)<br /><br />(Ana-babası vefat etmiş ve senin de hadiys-i nebevinde şahâdet parmağın ile orta parmağını göstererek) :<br /><font size="4"><br />&#1571;&#1614;&#1606;&#1614;&#1575; &#1608;&#1614;&#1710;&#1614;&#1575;&#1601;&#1616;&#1604;&#1615; &#1575;&#1604;&#1618;&#1610;&#1614;&#1578;&#1616;&#1610;&#1605;&#1616; &#1601;&#1616;&#1609; &#1575;&#1604;&#1618;&#1580;&#1614;&#1606;&#1617;&#1614;&#1577;&#1616; &#1726;&#1648;&#1710;&#1614;&#1584;&#1614;&#1575;&#1645;&#1585;&#1616;&#1610;&#1614;&#1575;&#1590;&#1615; &#1575;&#1604;&#1589;&#1617;&#1614;&#1575;&#1604;&#1616;&#1581;&#1616;&#1610;&#1606;&#1614;:&#1581;&#1583;&#1610;&#1579;.&#1634;&#1638;&#1636;<br /><br />&#1710;&#1614;&#1575;&#1601;&#1616;&#1604;&#1615; &#1575;&#1604;&#1618;&#1610;&#1614;&#1578;&#1616;&#1610;&#1605;&#1616; &#1604;&#1614;&#1607;&#1615; &#1575;&#1614;&#1608;&#1618;&#1604;&#1616;&#1594;&#1614;&#1610;&#1618;&#1585;&#1616;&#1607;&#1616; &#1571;&#1614;&#1606;&#1614;&#1575;&#1608;&#1614;&#1726;&#1615;&#1608;&#1614;&#1710;&#1614;&#1726;&#1614;&#1575;&#1578;&#1614;&#1610;&#1618;&#1606;&#1616; &#1601;&#1616;&#1609; &#1575;&#1604;&#1618;&#1580;&#1614;&#1606;&#1617;&#1614;&#1577;&#1616;&#1645;&#1585;&#1610;&#1575;&#1590; &#1575;&#1604;&#1589;&#1617;&#1614;&#1575;&#1604;&#1581;&#1610;&#1606;:&#1581;&#1583;&#1610;&#1579;.&#1634;&#1638;&#1637;</font><br /><br />[Ene ve kâfilül-yetiymi fil-cenneti hê kezâ; kâfilül-yetiymi lehü ev li ğayrihi ene ve hüve kehêteyni fil-cenneti]<br /><br />= Ben ve kendi yetimini veya başkasının yetimini koruyup kollayan kimse Cennette şu ikisi gibi yan yana olacağınızı -Riyâzüs-Sâlihıyn:Hd.264,265- müjdelediğin halde yetimi iteleyip kakalar, onu himaye etmez, kollayıp gözetmez; gönlünü incitir, canını yakar, verdiği sıkıntı, ettiği zulüm ile ciğerini dağlar, göz yaşlarını umman eder. Bu acıları verirken vicdanı sızlamaz, üstelik zulmetmekten zevk alır, haz duyar.<br /><br />Yine diliyle din yalandır deyip dini yalanlayan o yalanlayıcı kimse öyle bir kimsedir ki, fakir ve miskinleri kendisi doyurmadığı, yedirip içirmediği, giydirip kuşatmadığı gibi, başkalarını da buna teşvik etmez, fakir ve kimsesiz, biçâre zavallı insanların elinden tutulmasına, ihtiyaçlarının karşılanmasına karşı da çıkar üstelik. Fakirlere yardım etmek isteyenlerin yardımlarına da engel olur. Ben çalıştım kazandım, onlar da çalışıp kazansınlar der. Sadaka ve zekât vermez, başkalarının vermesine de mâni olmak için şeytanca fikirler ve bahâneler üretir. Elinde bulundurduğu malın-mülkün, servetin kendi çalışmasının, alın terinin mahsulü zanneder. Bu zan ile servetin, malın-mülkün kendisine âit olduğu vehmine kapılır. Benim, benim; benim malım, benim mülküm diye diye mal ve servet biriktirme hırsıyla kendinden geçer. Kendi taşıdığı, hammallığını yaptığı etten, kandan ve kemikten müteşekkil, ruhumuzdan ruh katarak canlılığını sağladığımız bedeninin bile kendisine emânet olarak verilmiş bir varlık olduğunu akıl bile etmez. Her şeyin dünyâdan ibâret olduğu zannı içerisinde âhireti unutuverir.<br /><font size="4"><br />&#1610;&#1614;&#1570;&#1575;&#1614;&#1610;&#1617;&#1615;&#1726;&#1614;&#1575;&#1575;&#1604;&#1617;&#1614;&#1584;&#1616;&#1610;&#1606;&#1614; &#1575;&#1648;&#1605;&#1614;&#1606;&#1615;&#1608;&#1575;&#1604;&#1614;&#1575;&#1578;&#1614;&#1582;&#1615;&#1608;&#1606;&#1615;&#1608;&#1575;&#1575;&#1604;&#1604;&#1617;&#1648;&#1607;&#1614; &#1608;&#1614;&#1575;&#1604;&#1585;&#1617;&#1614;&#1587;&#1615;&#1608;&#1604;&#1614; &#1608;&#1614;&#1578;&#1614;&#1582;&#1615;&#1608;&#1606;&#1615;&#1608;&#1570;&#1575;&#1614;&#1605;&#1614;&#1575;&#1606;&#1614;&#1575;&#1578;&#1616;&#1710;&#1615;&#1605;&#1618; &#1608;&#1614;&#1571;&#1614;&#1606;&#1618;&#1578;&#1615;&#1605;&#1618; &#1578;&#1614;&#1593;&#1618;&#1604;&#1614;&#1605;&#1615;&#1608;&#1606;&#1614;&#1645;&#1608;&#1614;&#1575;&#1593;&#1618;&#1604;&#1614;&#1605;&#1615;&#1608;&#1570;&#1571;&#1614;&#1606;&#1617;&#1614;&#1605;&#1614;&#1570;&#1575;&#1614;&#1605;&#1618;&#1608;&#1614;&#1575;&#1604;&#1615;&#1710;&#1615;&#1605;&#1618;<br /><br />&#1608;&#1614;&#1575;&#1614;&#1608;&#1618;&#1604;&#1614;&#1575;&#1583;&#1615;&#1710;&#1615;&#1605;&#1618; &#1601;&#1616;&#1578;&#1618;&#1606;&#1614;&#1577;&#1612;&#1548;&#1608;&#1614;&#1575;&#1614;&#1606;&#1617;&#1614; &#1575;&#1604;&#1604;&#1617;&#1648;&#1607;&#1614; &#1593;&#1616;&#1606;&#1618;&#1583;&#1614;&#1607;&#1615; &#1575;&#1614;&#1580;&#1618;&#1585;&#1612;&#1593;&#1614;&#1592;&#1616;&#1610;&#1605;&#1612;&#1645;<br /></font><br />[Yâ eyyühelleziyne êmenû lâ tehunüllâhe ver-rasûle ve tehûnü emânâtiküm ve entüm talemûne* valemû ennemâ emvâlüküm ve evlâdüküm fitnetün, ve ennallâhe ındehü ecrun azıymün*]<br /><br />= Ey inananlar! (İnandığınız ve İslâmı gönülden kabul ve tasdik etmiş olduğunuz halde) Allâha ve Peygamber (Hz. Muhammed (s.a.v))e (sakın ha sakın) ihânette bulunmayın! (Eğer bunu yapar), bile bile (Allâh ve Rasûlüne hâinlik ederseniz,) kendi emânetlerinize (nefsinize, canınıza ve mallarınıza, evlatlarınıza da) ihânet etmiş olursunuz. Katiyyetle biliniz ki, (size emâneten vermiş olduğumuz) mallarınız ve evlâtlarınız sizin için birer imtihan vesilesidirler. (Bu sınavdan başarıyla çıkanlar için asıl) büyük mükâfat Allâhın yüce katındadır. -Enfâl Sûresi: âyet.27,28- numaralı âyetlerimiz ile,<br /><br /><font size="4">&#1571;&#1614;&#1606;&#1617;&#1614;&#1605;&#1614;&#1570;&#1575;&#1614;&#1605;&#1618;&#1608;&#1614;&#1575;&#1604;&#1615;&#1710;&#1615;&#1605;&#1618; &#1608;&#1614;&#1575;&#1614;&#1608;&#1618;&#1604;&#1614;&#1575;&#1583;&#1615;&#1710;&#1615;&#1605;&#1618; &#1601;&#1616;&#1578;&#1618;&#1606;&#1614;&#1577;&#1612;&#1548;&#1608;&#1614;&#1575;&#1614;&#1606;&#1617;&#1614; &#1575;&#1604;&#1604;&#1617;&#1648;&#1607;&#1614; &#1593;&#1616;&#1606;&#1618;&#1583;&#1614;&#1607;&#1615; &#1575;&#1614;&#1580;&#1618;&#1585;&#1612;&#1593;&#1614;&#1592;&#1616;&#1610;&#1605;&#1612;&#1645;</font><br /><br />[Ennemâ emvâlüküm ve evlâdüküm fitnetün, ve ennallâhe ındehü ecrun azıymün*]<br /><br />= (Size emânet vermiş olduğumuz) mallarınız ve evlâtlarınız sizin için birer imtihan vesilesidirler. (Bu sınavdan başarıyla çıkanlar için asıl) büyük mükâfat Allâhın yüce katındadır. -Tegâbün Sûresi: âyet.15- âyetlerimizi de yok sayıp yalanlar.<br /><br />Dini yalanlayanların en belirgin özelliklerinden biri de bu âyet-i keriymelerde de ifade edildiği üzere dünyâya ve dünyâ malına aşırı derecede tamah göstermek, dünyâ sevgisi ve muhabbetiyle âhireti unutmak, Allâh yolunda sarf etmekten kaçmak, elinde bulunduğu servetini Allâh rızâsı için harcayamamaktır.<br /><br />Bu gibi kimseler Hayrî hizmetler söz konusu olduğunda sanki ceplerinde, cüzdanlarında ve keselerinde, kasalarında para yerine akrep varmışçasına ellerini ceplerine atmaktan korkarlar. Fakat nefislerinin ve şehvetlerinin arzuları söz konusu olduğunda keselerini ve kasalarını ardına kadar açıp alabildiğince saçıp savururlar, bundan da zevk ve haz duyarlar, bu harcamaları ile de övünüp nasıl saçıp savurduklarını ballandıra ballandıra çevresindekilere anlatırlar. Bu da kendilerine ayrıca bir zevk ve haz verir.<br /><br />Bir yerde bir câmi, bir mescid, bir okul, bir Kurân Kursu yapılmakta olduğu kendilerine duyurulup yardımda bulunmaları, bağış yapmaları talep edildiğinde, bağış talebinde bulunanları bazen af buyurun itin deliğine sokacak şekilde hakaretlerle istikbâl(!) ederler. Bazen bir dereden bin türlü su getirip bahâneler üretirler. Bâzen de yardım isteyen kişiler karşısında profesör kesilip allâme oluverirler; başlarla öğüt ve nasihat vermeye, uzun uzun yol yordam gösterdikten, bazı tavsiyelerde(!) bulunduktan sonra o hayırlı işlerin müteşebbislerini moralleri bozulmuş, şevkleri kırılmış bir vaziyette elleri boş geri gönderir ve arkalarından da alaylı alaylı ve kıs kıs gülerler.<br /><br />Bazen de be kardeşim geç kaldınız, az önce senetim vardı onu ödedim, biraz önce gelseydiniz tamamdı gibilerden gelenlerin gönlünü almaya yönelirler. Oysa yalan söylüyorlardır. Kasaları para doludur ama gönüllerinden yardımda bulunmak geçmemektedir.<br /><br />Bazen de sizden önce falanca dernek, fişmanca vakıf geldi, onlara yardımda bulunduk, kusura bakmayın şu anda size yardım edebilecek kadar kasamızda paramız yok gibi ifâdelerle gelenleri başlarından savuşturuverirler.<br /><br /><br />Mehmet SARIKAYA<br /><br /><hr />]]></description>
<link>https://www.webturkiye.com.tr/forum/k3224-dini-yalanlayanlarin-ozellikleri.html</link>
<guid isPermaLink="false">https://www.webturkiye.com.tr/forum/k3224-dini-yalanlayanlarin-ozellikleri.html</guid>
</item>

<item>
<pubDate>Wed, 05 Feb 2014 03:08:19 +0300</pubDate>
<author><![CDATA[a@b.com (HitMale)]]></author>
<category><![CDATA[Neden Müslüman Olmalıyım ? Neden İman Etmeliyim ?]]></category>
<title><![CDATA[DİN Hakkında Bilgi ve Dini Yalanlayanlar ]]></title>
<description><![CDATA[<b><u>Yazan:</u></b>&nbsp; <a href="https://www.webturkiye.com.tr/forum/uye-HitMale.html">HitMale</a><br /><br />DİN Hakkında Bilgi ve Dini Yalanlayanlar <br /><br /> <br /><br />Öncelikle din nedir, bu kavram üzerinde duralım.<br /><br />Din kavramını iki dalda kategorize edelim.<br /><br />1-Lügat, sözlük, yani kelime mânâsı cihetiyle,<br /><br />2- Istılâhi mânâsı yönüyle.<br /><br /> <br /><br />Din kelimesi sözlüklerde:<br /><br />Cezâ, şeriat, millet, âdet, hal ve hüküm gibi mânâlarla ifâde edilir. (Osmanlıca-Türkçe Sözlük: Din Maddesi;)<br /><br />Din kelimesi lügatte hesap ve cazâ mânasına gelir. Allâh kıyâmet Gününde mahlûkâtı hesâba çekme kudretine sâhiptir. (Taberî Tefsiri: Fâtihâ Sûresi;4 numaralı âyetin tefsiri ve yorumu)<br /><br />Dinin anlamı boyun eğmek, itaat etmek, karşılık, ödül, mükâfat ve cezâ, mücâzat vermektir. (Prof. Dr. Süleyman Ateş: Çağdaş Kurân Tefsiri; Fâtihâ Sûresi, 4 ncü âyetin tefsir ve yorumu)<br /><br />Din yol, cadde, otoban, kurallar ve kâideler, usuller ve prensipler, kanunlar ve yasalar bütünü; şeriat, suçun karşılığında cezâ, iyilik, güzellik, hayırlı ve sâlih amellerin karşılığında ödül ve mükâfat; inanç ve akide sistemi, sorumluluk ve mesuliyet; hesap ve hesaplaşma demektir. (Mehmet SARIKAYA: Hangi İslâm?; yazımı devam ediyor)<br /><br />Din kelimesinin Istılâhi Mânâsına gelince:<br /><br />Din Allâh (c.c.) tarafından konulan ve Allâhın vazifelendirdiği peygamberler vasıtasıyla akıl sahibi insanlara tebliğ edilen, onlara dünyâ ve âhirette saâdet yollarını gösteren sistemdir. (D.Mehmet DOĞAN:Büyük Türkçe Sözlük; Din Maddesi)<br /><br />Din, Allâh tarafından vaz olunan ve kullarının dünyevî ve uhrevî saâdet ve mutluluklarını sağlayacak; hak ile bâtılı, iyi ile kötüyü, eğri ile doğruyu, adâletle zulmü birbirinden tefrik eden, hidâyete yönlendirip sapıklıktan men eden; ilim ve hikmeti emir buyurup cehâleti yasaklayan ilâhi yasaların Cebrâil (a.s) vâsıtası ve Peygamberler aracılığı ile insanlara tebliğ edilen, sahifeler ve kutsal kitaplarla desteklenen hayat nizâmının adıdır. İşte o tek nizâm da İslâmdır. (Mehmet SARIKAYA: Hangi İslâm? (Bu eser henüz yazım aşamasında olan bir eserimizdir.)<br /><br />Bu kısa ve özlü tariflerden sonra Dini yalanlamak ne anlama geliyor?<br /><br />Bir &nbsp; iki cümle ile de bunun üzerinde durmaya çalışalım.<br /><br />Dini yalanlamak üç şekilde veya üç yolla olur.<br /><br />1-Din hakkında hakikaten hiçbir bilgiye sâhip olunmaz. Bunun için de din mefhumundan habersiz insanlara dinden imândan söz ettiğinizde hâşâ- din diye bir şey yoktur tepkisiyle karşılaşabilirsiniz. Ancak bu gibi insanlara ılımlı yaklaşarak, akıllarının kavrayabileceği bir uslub ile dini anlatırsanız, onlara dini ve dinin var olduğunu kabul ettirebilirsiniz. Nitekim dini kabul edip, dine inanmış insanların pek çoğu bu şekilde kazanılmış insanlardır.<br /><br />Bu yolla dine kazandırılmış bu tip insanlar artık dinlerine son derece bağlı olurlar.<br /><br />İnançlarında samimidirler.<br /><br />Bir kere Dini kabül ettiler mi, artık ondan asla tâviz vermezler.<br /><br />Artık mensubu bulundukları dinin esaslarına, kural ve kâidelerine göre yaşarlar, hayatlarını da ona göre tanzim ederler.<br /><br />Bu insanların inançlarında taklit değil tahkik vardır. Çünkü taklid-i imânı hiç tanımamışlardır.<br /><br />O bakımdan imânın, inancın özüne sâhip olmak için gayret gösterirler, bayağılıktan ve yapmacık olmaktan uzak olurlar, riyâ ve mürâilik bilmezler.<br /><br />Mensubu oldukları dinin özelliklerini ve detaylarını en iyi şekilde bilmek ve öğrenmek için bütün gayretlerini ortaya koyarlar.<br /><br />İşi ben inandım deyivermekle bitirmezler.<br /><br />Kelime-i Tevhidi veya Kelime-i Şehâdeti söyleyip geçivermek onlar için yeterli olmaz,<br /><br />Kelime-i Tevhid veya Kelime-i Şehâdetin neleri içerdiğini, neleri yapmak, neleri yapmamak gerektirdiğini de şümullü bir araştırma ile bilmek isterler.<br /><br />Tâbir câizse, Kelime-i Tevhid ve Kelime-i Şehâdeti didik didik didiklerler.<br /><br />Neye, niçin inanmaları, neyi niçin yapmaları veya yapmamaları gerektiğini araştırırlar, yaptıklarını, yapmadıklarını bilerek yapar veya yapmazlar.<br /><br />İnandıkları ve yaptıkları amelleri akıl, mantık süzgecinden de geçirirler<br /><br />Teferruata da sahip olmak arzusuyla yeni yeni bilgiler peşine düşerler.<br /><br />Kısacası inanç ve amellerinde şuurlu hareket ederler.<br /><br />Bu gibi insanlara örnek olarak gösterebileceğimiz pek çok kimse vardır.<br /><br />Meselâ bir pop sanatçısı iken ve dinle imânla hiçbir alâkası yokken sonradan İslâmı seçip Müslümân olan, ondan sonrada seçtiği İslâm Dini ile bilgi toplamak maksadıyla Mekke ve Medineyi ziyâret eden, İslâmın ilk yaşandığı ve tebliğ edildiği mekânları gören, diğer İslâm ülkelerini gezen, İyi ki Müslümân olmadan önce Türkiyeye gelmemişim, yoksa Müslümân olmaktan vazgeçebilirdim diyen Yusuf İslâmı örnek gösterebiliriz.<br /><br />2-Aslında din hakkında bilgileri ve mâlûmatları vardır ama muannitlikleri sebebiyle bile bile dini yalanlayıp inkâr ederler. Bu insanlık tarihi boyunca böyle olagelmiştir. Bu sınıfa dâhil olan insanlara ne deseniz kendileri açısından boştur. Bir türlü dini ve dini inançları kabüllenmezler, kabüllenemezler, kabüllenmek de istemezler, bâtıl üzerinde ısrar ederler..<br /><br />Biz atalarımızı bulduğumuz, ya da atalarımızın bize bırakmış oldukları din üzerindeyiz derler. Atalarının yanlış yol üzerinde olmuş olabileceklerine akıl erdiremezler. İşte bu tip insanlar kâfirlerin tâ kendileridirler.<br /><br />Böyle düşünüp inanan insanlara Yüce Rabbimiz Kurân-ı Kerimde:<br /><font size="4"><br />&#1608;&#1614;&#1575;&#1616;&#1584;&#1614;&#1575;&#1602;&#1616;&#1610;&#1604;&#1614; &#1604;&#1614;&#1726;&#1615;&#1605;&#1615; &#1575;&#1578;&#1617;&#1614;&#1576;&#1616;&#1593;&#1615;&#1608;&#1575;&#1605;&#1614;&#1570;&#1575;&#1614;&#1606;&#1618;&#1586;&#1614;&#1604;&#1614; &#1575;&#1604;&#1604;&#1617;&#1648;&#1749;&#1615;&#1602;&#1614;&#1575;&#1604;&#1615;&#1608;&#1575;&#1576;&#1614;&#1604;&#1618; &#1606;&#1614;&#1578;&#1617;&#1614;&#1576;&#1616;&#1593;&#1615; &#1605;&#1614;&#1570;&#1575;&#1614;&#1604;&#1618;&#1601;&#1614;&#1610;&#1618;&#1606;&#1614;&#1575;&#1593;&#1614;&#1604;&#1614;&#1610;&#1618;&#1682;&#1616;&#1575;&#1648;&#1576;&#1614;&#1570;&#1569;&#1614;&#1606;&#1614;&#1575;&#1548;&#1575;&#1614;&#1608;&#1614;&#1604;&#1614;&#1608;&#1618;&#1711;&#1575;&#1606;&#1614; &#1575;&#1648;&#1576;&#1614;&#1570;&#1572;&#1615;&#1726;&#1615;&#1605;&#1618;<br /><br />&#1604;&#1614;&#1575;&#1610;&#1614;&#1593;&#1618;&#1602;&#1616;&#1604;&#1615;&#1608;&#1606;&#1614; &#1588;&#1614;&#1610;&#1618;&#1571;&#1611;&#1608;&#1614;&#1604;&#1614;&#1575;&#1610;&#1614;&#1726;&#1618;&#1578;&#1614;&#1583;&#1615;&#1608;&#1614;&#1606;&#1645;</font>[Ve izâ qıyle lehümüt-tebiû mâ enzelallâhü qâlû bel nettebiu mâ &nbsp; elfeynâ aleyhi êbâenâ, evelev kâne êbâühüm lâ yaqılûne şeyen ve lâ yehtedûne]<br /><br />Onlara (müşrik ve kâfirlere): [Allâhın indirdiği (ve Peygamberinin sizlere eksiksiz olarak bildirip tebliğ ittiği Kurân-ı Keriyme, İslâm Dininin hükümlerin)e uyun] denildiği zaman onlar (putperest ve inkârcılar) [hayır! (biz ona uymayız!) biz (sâdece) atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.] dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu da bulamamış (şaşkın ve gâfil, sapık kimseler) idiyseler? âyeti keriymesi ile cevap vermekte, böyle düşünen ve inanan muannitlere akıllarını başlarına almalarını emir buyurmaktadır. (Bakara Sûresi: âyet.170)<br /><br />Ebû Cehiller, Ebû Lehebler, As İbn-i Vâiller, Nemrutlar, Firavunlar Bunların hepsi aslında din duygusunun insan fıtratında var olduğunu, Peygamberlerin tebliğ ettikleri dinlerin hak dinler olduğunu da çok iyi biliyorlardı ama sırf inatları yüzünden dini kabül etmeyip yalanlıyorlardı. Öylece de geberip gitti hepisi. Günümüzde de Nemrut ve Firavun kafalı, Ebû Cehil ve Ebû Leheb zihniyetli insanlar çoğunluktadırlar.<br /><br />Bu gibiler hakkında Kurân-ı Aziymüş-Şânda:<br /><br /><font size="4">&#1575;&#1616;&#1606;&#1617;&#1614; &#1575;&#1604;&#1617;&#1614;&#1584;&#1616;&#1610;&#1606;&#1614; &#1710;&#1614;&#1601;&#1614;&#1585;&#1615;&#1608;&#1575; &#1587;&#1614;&#1608;&#1614;&#1570;&#1569;&#1612;&#1593;&#1614;&#1604;&#1614;&#1610;&#1618;&#1726;&#1616;&#1605;&#1618; &#1571;&#1614;&#1575;&#1614;&#1606;&#1618;&#1584;&#1614;&#1585;&#1618;&#1578;&#1614;&#1726;&#1615;&#1605;&#1618; &#1571;&#1614;&#1605;&#1618; &#1604;&#1614;&#1605;&#1618; &#1578;&#1615;&#1606;&#1618;&#1584;&#1616;&#1585;&#1618;&#1726;&#1615;&#1605;&#1618; &#1604;&#1614;&#1575; &#1610;&#1615;&#1572;&#1618;&#1605;&#1616;&#1606;&#1615;&#1608;&#1606;&#1614;&#1645;&#1587;&#1615;&#1585;&#1614;&#1577;&#1615;&#1575;&#1604;&#1618;&#1576;&#1614;&#1602;&#1614;&#1585;&#1614;&#1577;&#1615;&#1563;&#1638;&#1645;</font><br />= [İnnelleziyne keferû sevâün aleyhim eenzartehüm em lem tünzirhüm lâ yüminûne] = (Ey Rasûlüm Muhammed (s.a.v)!) Sen o kâfirleri Allâhın azâbı ve gazâbı, cehennemin dehşetli yakıcılığı ile, hesap ve kitap ile korkutsan da korkutmasan da fark etmez, onlar inat ve küfürlerinde ısrar ederler de sana ve tebliğ buyurduğun hayat nizâmına, Allâhın azâbı ve gazâbının olduğuna bir türlü inanmazlar buyuruluyor. (Bakara Sûresi: âyet.6)<br /><br />Bir diğer âyet-i keriymede de:<br /><br />&#1608;&#1614;&#1587;&#1614;&#1608;&#1614;&#1570;&#1569;&#1612;&#1593;&#1614;&#1604;&#1614;&#1610;&#1618;&#1726;&#1616;&#1605;&#1618; &#1571;&#1614;&#1575;&#1614;&#1606;&#1618;&#1584;&#1614;&#1585;&#1618;&#1578;&#1614;&#1726;&#1615;&#1605; &#1575;&#1614;&#1605;&#1618; &#1604;&#1614;&#1605;&#1618; &#1578;&#1615;&#1606;&#1618;&#1584;&#1616;&#1585;&#1618;&#1726;&#1615;&#1605;&#1618; &#1604;&#1614;&#1575; &#1610;&#1615;&#1572;&#1618;&#1605;&#1616;&#1606;&#1615;&#1608;&#1606;&#1614;&#1645;&#1587;&#1615;&#1608;&#1585;&#1614;&#1577;&#1610;&#1648;&#1587;&#1563;&#1633;&#1632;&#1645; <br />= [Ve sevâün aleyhim eenzartühüm em lem tünzir hüm lâ yüminûn] = Sen onları ha uyarmışsın, ha uyarmamışsın, onlara göre aynıdır, fark eden bir şey yoktur. Onlar asla inanmazlar, imân etmezler. buyurulmaktadır. (Yâ-Siyn Sûresi: âyet.10)<br /><br />3-Bir üçüncü grup insan vardır ki onlar hem dini bilir, hem inanırlar, dinin bir kısmını inandıkları gibi, bir kısmını da hevâ ve heveslerine göre yaşarlar, ya da sadece inandık demekle kalıp, inançlarını amellerine yansıtmazlar. Bunlar bir nevi kafa Kağıdı Müslümânıdırlar. &nbsp; Dinlerine en çok zarar ve ziyanı dokunan insanlar da işte bu tip insanlardır.<br /><br />Dini yalanlayan kişi ve kişilerin vasıfları, özellik ve alâmetleri Kurân-ı Keriymde Yüce Rabbimiz tarafından şöyle açıklanmaktadır:<br /><font size="4"><br />&#1576;&#1616;&#1587;&#1618;&#1605;&#1616; &#1575;&#1604;&#1604;&#1617;&#1648;&#1749;&#1616;&#1575;&#1604;&#1585;&#1617;&#1614;&#1581;&#1618;&#1605;&#1648;&#1606;&#1616; &#1575;&#1604;&#1585;&#1617;&#1614;&#1581;&#1616;&#1610;&#1605;&#1616;<br /><br />&#1575;&#1614;&#1585;&#1614;&#1575;&#1614;&#1610;&#1618;&#1578;&#1614; &#1575;&#1604;&#1617;&#1614;&#1584;&#1616;&#1609; &#1610;&#1615;&#1711;&#1584;&#1617;&#1616;&#1576;&#1615; &#1576;&#1616;&#1575;&#1604;&#1583;&#1617;&#1616;&#1610;&#1606;&#1616;&#1645;&#1601;&#1614;&#1584;&#1648;&#1604;&#1616;&#1603;&#1614; &#1575;&#1604;&#1617;&#1614;&#1584;&#1616;&#1609; &#1610;&#1614;&#1583;&#1615;&#1593;&#1617;&#1615; &#1575;&#1604;&#1618;&#1610;&#1614;&#1578;&#1616;&#1610;&#1605;&#1614;&#1645;&#1608;&#1614;&#1604;&#1614;&#1575;&#1610;&#1614;&#1581;&#1615;&#1590;&#1617;&#1615; &#1593;&#1614;&#1604;&#1648;&#1609;<br /><br />&#1591;&#1614;&#1593;&#1614;&#1575;&#1605;&#1616; &#1575;&#1604;&#1618;&#1605;&#1616;&#1587;&#1618;&#1710;&#1616;&#1610;&#1606;&#1616;&#1645;&#1601;&#1614;&#1608;&#1614;&#1610;&#1618;&#1604;&#1612; &#1604;&#1616;&#1604;&#1618;&#1605;&#1615;&#1589;&#1614;&#1604;&#1617;&#1616;&#1610;&#1606;&#1614;&#1645; &#1614;&#1575;&#1604;&#1617;&#1614;&#1584;&#1616;&#1610;&#1606;&#1614; &#1726;&#1615;&#1605;&#1618; &#1593;&#1614;&#1606;&#1618; &#1589;&#1614;&#1604;&#1614;&#1575;&#1578;&#1616;&#1726;&#1616;&#1605;&#1618; &#1587;&#1614;&#1575;&#1726;&#1615;&#1608;&#1606;&#1614;&#1645;<br /><br />&#1575;&#1614;&#1604;&#1617;&#1614;&#1584;&#1616;&#1610;&#1606;&#1614;&#1726;&#1615;&#1605;&#1618; &#1610;&#1615;&#1585;&#1614;&#1570;&#1572;&#1615;&#1606;&#1614;&#1645;&#1608;&#1614;&#1610;&#1614;&#1605;&#1618;&#1606;&#1614;&#1593;&#1615;&#1608;&#1606;&#1614; &#1575;&#1604;&#1618;&#1605;&#1614;&#1575;&#1593;&#1615;&#1608;&#1606;&#1645;&#1589;&#1614;&#1583;&#1614;&#1602;&#1614; &#1575;&#1604;&#1604;&#1617;&#1648;&#1682;&#1615; &#1575;&#1604;&#1618;&#1593;&#1614;&#1592;&#1616;&#1610;&#1605;&#1645;&#1587;&#1615;&#1608;&#1585;&#1614;&#1577;&#1615;&#1575;&#1604;&#1618;&#1605;&#1614;&#1575;&#1593;&#1615;&#1608;&#1606;&#1616;&#1563;&#1633;&#1600;&#1639;<br /></font><br />[Eraeytellezî yükezzibü bid-diyni* Fezâlikellezî yedüul-yetiyme*Velâ yehuddu alâ taâmil-miskiyni* Feveylün lil-musalliyne* Elleziynehüm an salâtihim sêhûne* Elleziynehüm yürâûne* Ve yemneûnel-mâûne*]<br /><br />(Yâ Rasûlüm Muhammed (s.a.v)!) Dini yalanlayan kimseyi gördün mü sen?* İşte o kimsedir yetimi itip kakalayan.* O (kendisi fakir ve yoksulları doyurmaktan, yedirip içirmekten yana olmadığı gibi, hiçbir kimseye de) miskin(ler)i doyurmayı teşvikte bulunmaz.* Yazıklar olsun şu namaz kılanlara ki,* Onlar namazı unuturlar.* Onlar mürâilik ederler.* Ve onlar (yardım yapmak isteyen kimselerin yapacakları) yardıma da mâni olurlar.* (Mâun Sûresi: âyet.1,2,3,4,5,6,7)<br /><br /><br /><br />Mehmet SARIKAYA<br /><br /><hr />]]></description>
<link>https://www.webturkiye.com.tr/forum/k3223-din-hakkinda-bilgi-ve-dini-yalanlayanlar-.html</link>
<guid isPermaLink="false">https://www.webturkiye.com.tr/forum/k3223-din-hakkinda-bilgi-ve-dini-yalanlayanlar-.html</guid>
</item>

<item>
<pubDate>Sun, 25 Aug 2013 01:56:54 +0300</pubDate>
<author><![CDATA[a@b.com (guvenlik)]]></author>
<category><![CDATA[Neden Müslüman Olmalıyım ? Neden İman Etmeliyim ?]]></category>
<title><![CDATA[Allah'ın varlığına inanmayanlara]]></title>
<description><![CDATA[<b><u>Yazan:</u></b>&nbsp; <a href="https://www.webturkiye.com.tr/forum/uye-guvenlik.html">guvenlik</a><br /><br />Bu hikaye aslında Müslümanlık ile ilgili değil Allah'ın var olup, olmadığına dair ders niteliğinde Yabancı kökenli bir öykü...<br /><br />Bir çölde Anne, Baba ve Çocuk yaşamaktadırlar. En yakın ev bile kilometrelerce uzaktadır. 10 yaşındaki Çocuk, anne babası ne kadar Allah vardır dese de inanmamakta ve yoktur demektedir.<br /><br />Gerçek bir dindar olan ailesi, bu duruma üzülseler de çocuğu Allah'ın varlığına bir türlü inanadıramamaktadırlar.<br /><br />Bir gün babanın aklına bir fikir gelir. Evin arka bahçesine taşlarla çocuğun adını yazar.<br />Ertesi gün arka bahçeye çıkan çocuk yazıyı görür ve babasına koşar?<br /><br />- Baba bu yazıyı kim yazdı?<br />- Ne bileyim oğlum?<br />- Sen yazmadın mı?<br />- Hayır<br />- Annem de mi yazmadı?<br />- Hayır<br />- Eee bu koca çölde bizim arka bahçeye kim girip de bu yazıyı yazacak, bana doğruyu söyleyin, ben de yazmadığıma göre kim yazdı bu yazıyı?<br />- Eee oğlum bir yazının birisi tarafından yazıldığına inanıyorsun da bu koca evrenin, canlıların, cansızların biri tarafından yaratıldığına neden inanmıyorsun?!!!<br /><br /><hr />]]></description>
<link>https://www.webturkiye.com.tr/forum/k178-allah-in-varligina-inanmayanlara.html</link>
<guid isPermaLink="false">https://www.webturkiye.com.tr/forum/k178-allah-in-varligina-inanmayanlara.html</guid>
</item>


</channel>
</rss>